cincin hanım'ın maceraları

Bir martı eksik çığlık çığlığa!

Kategori: Belirtilmemiş

 http://www.venue.vze.com

 

Tercüman ve Atakuş sabah uçağı ile gittiler. İşe geç kalmama telaşı ile hüznümü bir iki derin nefesle dağıtıp, yola çıktım. Tercüman demişti ki, "havada yağmur kokusu var, iyi giyin."O anlamaz ki Adana'nın yaz yağmurundan diye düşünüp, beyaz converslerimi geçirmiştim ayağıma. Yine yanılmışım. Kendisini, her tür bulutun efendisi, Yağmur Kral ilan ediyorum huzurlarınızda. Gerçekten de yağmuru çok sever. Biz daha arkadaşken, hava yağsam mı yağmasam mı diye kuşkular içindeyken, Tercüman'ın önerisi ile orman yollarına düşerdik. "Belki," derdi, "Çuha çiçekleri de açmıştır."  Onca insan, onca ilişki ihtimali arasında sanırım bunlara dikkat ettiği için ona aşık oldum. Eh bir de edebiyata filan çok meraklı olduğu, eğer seçme şansı varsa şunu bunu yapmak değil de oturup kitap okumayı isteyeceği için falan filan. Solcu olduğu, az konuştuğu ciddi ve utangaç olduğu için de. Çok da kızarım ona. Beni bu dünyada deli edecek tek insandır, diyebilirim. Ölümüm onun yüzünden olacak, diye düşündüğüm zamanlar da az değil.

 

Ama derim, keşke çocukken arkadaş olsaymışız biz. Çocukluğumuzu çok benzetirim. Aynı evde yaşayabilecek kadar akıllı uslu çocuklarmışız.  İdare edermişiz dünyayı. Sessiz sessiz oturup kitap okurmuşuz, bilgilenmek, iyi adamlar olmak falan filan için değil; okumak yaşamanın kendisi olduğu için. Başka bir şey yapamayacağımız için. Sonra, çevremizdeki seslere, renklere, ilişkilere karşı aynı hastalıklı hassasiyetle büyümüşüz. Ben, Hukuk Fakültesinde, güzel ve zeki ve kültürlü kız olarak fiyaka yapmak isteyince bozulmuşum. O, meraklı bakışlı, içekapanık ve duru kız, sosyalleşip kendini ifade etmek isteyince, aslında başkalarının tanımlarıyla biçimlendirmeye başlamış kendini. Anlatmak kadar insanı kendinden uzaklaştıran başka şey olabilir mi? Anlattıklarımızla kendimize çit öreriz. Özgürlüğümüz elimizden alınır. O zamanlar düşünürdüm ki, olayların gerçekleşme anı benim anlatmaya başladığım andır. Ne kadar yanlış. Tercüman benden daha  dayanıklı bu sosyalleşme dürtüsüne karşı.

 

Neyse, tantanalı bir aşk bu. Yine kavga ettik. Dedim ki dayanamayıp, "İstanbul'dan gelip palavra sıkıp sıkıp gidiyorsun, alamancılar gibi." Sohbet yine bizim ölümsüz mevzu, "Nerden arsa alalım, o verandalı evi yaptırmak için?"  Bir iki Kozan filan, dedi. Adana'nın bir ilçesi, portakal bahçeleri var ama ben bile görmedim Kozan'ı, konuşacak bir allahın kulu bulabilir miyiz, onu da bilmem.  Çalışıp didinip arsayı alacak ve taş evimizi yapacağız bu dünyanın üstünde bir yerde :))) hedef hedeftir.

 

Ben gevezelik ediyorum ama birazdan ağlamaya başlayacağım sanırım. Bu hiç iyi olmaz. Bütün gün müşterilerle toplantı var. Kafamı toplamam lazım.

 

Hoşçakalın.


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

11:37 - 24/4/2006 - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Tanım
kitaplar, şehirler, insan karakterleri, karakter insanları, kediler, çiçekler, cin olup içine girmekler, içinden çıkamamaklar vs... cincin_hanim@yahoo.com.tr
Ana Sayfa
<%cincin_hanim@yahoo.com.tr%> Free Hit Counters
Online Schools Arşiv

Son Yazılarım

Elim sende
ne kadar durabilirim?
<font color=red>HOŞÇAKALIN!</font>
<font color=purple>"Yapmamayı tercih ederim."</font>
<font color=yellow>BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!</font>
<font color=purple>Şeytan uyur cincinhanım uyumaz!:)</f
Unutma bahçesi
<font color=green>canım erik</font>
<font color=brown>si jeni?</font>
Başlıksız


lunar phases