cincin hanım'ın maceraları

<font color=purple>Jarmuch, Bill Murray, John Lurie... had

Kategori: Belirtilmemiş

                                                  

                                                  " Broken Flowers filminden

                                                     bir ayrılık anı."

Dün, hava sıcak ama gri, üstelik biraz da tozlu bir rüzgarla” beni dert etmeyin, işinize gücünüze bakın” diyordu. Ben de öyle yaptım. Evi temizledim, perdeleri kapattım. Sıcak bir havada, loş ve serin ev içi gibisi yoktur. Hal böyle olunca, insan kendiyle baş başa kalmaktan bu kadar zevk aldığı noktada, ya iyi bir kitaba başlamak ya da iyi bir film izlemek ister.

 

Broken flowers’dan yana kullandım tercihimi. Öyle keyifli, öyle güzel, öyle sakin bir film ki… Bir kere yönetmeni Jim Jarmuch! Jarmuch, gençlik dönemi idollerimden biriydi.

 

“stranger than paradise” ile birlikte hüzün ve yalnızlık filmdeki görüntülerle kol gezer… o tuhaf arkadaşlık duygusu… yalnızlığa iyi gelsin, diye. Sonra  “down by law” var. Siyah- beyaz. Geçmiş gün, pek net hatırlamıyorum ama üç kafadar mahkum hapishaneden kaçıyorlardı. Ormanda bir tavşan yakalayıp, çubuğa geçirip pişirme sahnesi yer etmiş belleğime. Çok güzeldi. İnsan Jarmuch’u anınca ister istemez John Lurie’yi hatırlıyor. O da iyi, sakin bir oyuncu. Bilenler bilir; o aslında müthiş bir müzisyen, saksafon çalıyor. Eh, konu buraya kadar geldi madem: Auster’ın senaryosunu yazıp, Wang’in yönettiği müthiş “smoke” filminde, tütüncünün kapısında saksafon çalan zat-ı muhterem John Lurie idi.

 

Ayrıca Tom Waits’in, Iggy Pop’un  de olduğu absürd “kahve ve sigara” kısa filmleri de başka bir kategori de düşünülmeli. Hah, bu arada Bill Murray, Jarmuch'un "Delirium"adlı kahve ve sigara filminde de oynadı.

 

Peki, Broken fFowers filminin oyuncusu kim? BILL MURRAY. Tercüman izlemişti bu filmi aylar önce ve şöyle yazmıştı: “İyi bir filmdi, sakin. Bill Murray, aslında ne kadar iyi bir oyuncu.” Böyle demesinin nedeni, Bill Murray’nin biraz sığ filmlerde, sığ rollerde oynayıp, hafızamıza öyle yer etmesiydi. Yani Bill Murray’a bayılır mıydınız? Hayır. Ama ben, şu “Lost in Translation” filminden sonra Bill Murray’ı derinden ve gizlice sevmeye başladım. Öyle ateşli filan değil de, karşılaşsak koyu bir sohbetin yolunu arayıp, hakkında her şeyi öğrenmek isteyeceğin türden, yakınlığı dünya düzenini bozmayacak cinsten bir aşk. Broken flowers kesinlikle başka bir oyuncu ile bu kadar iyi olamazmış. Hatta düşündüm, Harvey Keitel, olur muydu? Olmazdı. Onun yüzü zihnimizde bambaşka filmlerde taçlanmış durumda. Bu filmin sakinliğini, duruluğunu bozardı.

 

Jim Jarmusch, izleyicinin zekasına saygı duyan bir yönetmen. Diyalogları inanılmaz iyi. Ve her iyi sanat adamında olan dünyayı sakince izleyip, şefkatle ifade etme yeteneği onda da var.

 

Gelelim filmin konusuna:  Film, orta yaşlı ve bekar kalmakta ısrarlı bir adamın, gelen pembe renkli gizemli bir mektupla eski  sevgililerine yaptığı yolculuk üstüne. Hemen fikir yürütmeyin bu özetle, filmin diyaloglarına bakın, sessiz sakin dururken karakterimiz, bir anda gözüne güneş gözlüğü taktığında aklından ne geçtiğini izleyiciye hissettirecek kadar iyi senaryo var burada. Eski sevgilinin kapısını açan o küçük kızı kapı aralığından gördüğümüz anda nedense aklımıza lolita filmi geliyor. Sonra kız ismini söylüyor kahramanımıza, “adım Lola, Lolita yani.” Diyor. Sharon Stone, Jessica Lang, Six Feet Under dizisindeki anne var filmde… oyunculuklar muhteşem

 

Filmin ilk yarısında öyle keyif almıştım ki kalktım bir pizza hamuru yoğurdum. (Bana rahat batar, mutluluk çimdikler) Farkedeceğiniz üzere pizzaya bayılıyoruz. Bu sefer Aslı A.'nın pizzasını denedik. Kuzu ıspanak yapraklarını güzelce yıkayıp sirkeli suya bıraktım. Tatlı küçük domatesleri rendeledim, sarımsakları ezdim, fesleğenle, pul biber ve sızma zeytinyağı ile bir sos hazırladım. Sonra filmin 2. bölümünü izledim. Hamur kabarmış. Tekrar yoğurup tepsiye yaydım. Biraz da öyle kabardı. Çatalla delip, domates sosunu sıvadım üstüne. Sonra elimle küçük parçalara bölüp az tuzla ovduğum ıspanakları koydum. Bu pizza  Zuzu içindi hesapta. Kendim için nefis, yağlı tulum peynirli pizza yaptım. Üstüne cherry domates dilimleri ve yeşil biberle inanılmazdı. Sözde peynirle arası iyi olmayan Zuzu peynirlileri yedi ben de hiç de fena olmayan, üstelik vitaminli ıspanaklıları.

 

Akşam, salondaki kanepeyi açtık, yatak yaptık ve erteleyip durduğumuz “Babam ve oğlum”u izledik. Zuzu’ya 12 Eylül, darbe, işkence, düşünce suçu hakkında açıklama yapmak gerekiyordu. Dedim ki Zuzu’ya o dönemde o kadar çok yaşandı ki benzer hikayeler. Zuzu suratıma bakıp, ülkesinin anlaşılmaz nedenlerle çok kötü bir dönemden geçtiğini anladı. Nedenleri için konuşmak istemedim. Ülke sevgisi çocukken başlar bir insanda. Temsilcilerimize güven duyarsak o ülkede huzurla yaşayabiliriz. Çocuk zihni bulanmasın istedim. “Ülkemiz bir kriz yaşadı ve elbirliği ile hala onu atlatmaya çalışıyoruz, canım,” dedim. Kendi dediğime kendi gözlerim doldu.

 

Hadi hoşçakalın bakalım.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 





 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

12:40 - 16/4/2006 - yorum yaz


...

Jarmuch sonra billy wilder,derek jarman,terry gilliam...hiçbirini bulamıyorum..hangi film kiralayan dükkana gittiysem, yok diyorlar...filmleri sadece isimlerinden biliyorlar..sonra yönetmeni takip eden bi izleyici kitlesi yokmuş..o yüzden bilmelerine gerek yokmuş..

littlewing - 2006-12-24 23:09:22 - 2006-12-24 23:09:22


Teşekkür ederim,


İlgin ve sabrın için çok teşekkür ederim. Jarmuch filmlerini pek ortalıkta görmek olası değil. Belki Death Man filmini bulabilirsin. Broken Flowers filmini ise her halükarda bulursun.

Yine beklerim. Hoşçakal.

isimsiz - 2006-04-17 09:14:07 - 2006-04-17 09:14:07


30 dk. aradım

bahsettiğin filmleri duydum gibi sanki bir yerlerden.. bloğunun adresini nereden bulduğumu hatırlamıyorum. bir kaç gün önce bakmıştım, aklımda kalmış. explorer çubuğunda bilmediğim blog isimlerinin arasında tekrar bulmaya çalıştım ve 30 dk.lık bir aramadan sonra tekrar buldum. güzel bir sadelik ve samimiyeti de bulmuşum yanlışlıkla...sevgiyle kal..arkadaş listemdesin...

mrfood - 2006-04-16 20:41:09 - 2006-04-16 20:41:09


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Tanım
kitaplar, şehirler, insan karakterleri, karakter insanları, kediler, çiçekler, cin olup içine girmekler, içinden çıkamamaklar vs... cincin_hanim@yahoo.com.tr
Ana Sayfa
<%cincin_hanim@yahoo.com.tr%> Free Hit Counters
Online Schools Arşiv

Son Yazılarım

Elim sende
ne kadar durabilirim?
<font color=red>HOŞÇAKALIN!</font>
<font color=purple>"Yapmamayı tercih ederim."</font>
<font color=yellow>BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!</font>
<font color=purple>Şeytan uyur cincinhanım uyumaz!:)</f
Unutma bahçesi
<font color=green>canım erik</font>
<font color=brown>si jeni?</font>
Başlıksız


lunar phases