| cincin hanım'ın maceraları |
<font color=red>OKUL-AİLE İŞBİRLİĞİNE HAYIR!</font>
Mesele şu: Biz öğretmenlerimizi çok severdik. Büyüsek, eşek gibi adamlar olsak bile, bir karşılaşmamız yeter onca sevgiyi uyandırmaya. Hemen herkes için de böyledir. Eskiden öğretmenlik mesleği gerçekten kutsaldı. Peki neden? Çünkü öğretmen işini yapardı, sınıfında bulunan çocuğa kendi çocuğu gibi eğitim verirdi. Sınıfın içinde olan orda kalırdı. Kıl tüy meseleler yüzünden ailemiz okula çağrılmazdı bizi şikayet etmek için.Eve, haysiyetimizle dönerdik, okula giden büyük adamlar olarak.
Ya şimdi nasıl? Öğretmen çağırıyor, diyor ki mesela, "kalemi yere düşürüyor, matematiği sevmiyor, arkadaşının saçını çekip sınıfın dikkatini dağıtıyor... "Allahaşkına böyle ilişki kurulabilir mi? Öğretmen, senin görevin tam da sınıfta o eğitimi vermek işte. Ben evimde veriyorum eğitimimi. Sen de sınıfta vereceksin. Ben sana şikayet ediyor muyum çocuğu? Bu ne müzevir bir meslek oldu. Çocuğun özel hayatı diye bir dünyası kalmadı. Çocuklar artık öğretmenlerini sevmiyor, çünkü öğretmenlik mesleğinin temel yapı taşıyla oynanmış durumda.
Okul-Aile işbirliğinin sürekli çocuklar aleyhine işlemesi, çocukları ailelerine karşı utandırması, öğretmenlerin sorumluluk alanlarını daraltmalarına çanak tutması nedeniyle protesto ediyorum. Tüm çocuklardan, katlanmaları gereken, idare etmeleri gereken bunca sevgisiz iletişim biçimi için çok ama çok özür diliyorum. Siz bilgisayar çağının çocukları, ders kitaplarından çok hikaye okumayı seven, kumdan kaleler yapan çocuklar, sizden geri bir dil ve kültür ve anlayışa sahip olduğu için sizi eğitemeyen öğretmenlerinizi, bizi bağışlayın. Küçük olduğu için güçsüz de olan sevgili arkadaşlarım, kuracağınız o muhteşem gelecekde umarım bizim yüzümüzden çok şiddet ve nefret olmaz.
***
Yarın ajans toplantısı var. Bir yetki tartışması olacak muhtemelen. Para mara yok yine tabi.Üstelik ajanstaki kızlar seviyesiz tepki gösterme ihtimali ile çok tehdidkarlar. Onlara demek istiyorum ki, "bakın arkadaşlar hiç ama hiç bir konuda rakibiniz değilim. Birlikte güzelce çalışalım. Ben, Adana'ya çocuğu ile sessiz, huzurlu, küçük bir hayatı yaşamaya gelmiş yorgun bir adamım. Hiç birinizle en ufak bir derdim olamaz." Ama çok meselesi olmayan küçük kızlar bunlar. Ve önlerinde yeni, taze bir meseleyim. Sessiz ve tepkisiz kalacağım. Hayatım hakkında en ufak fikirleri yok. Sessizliğimi kibir olarak yorumluyor olabilirler. Oysa öyle değil, hiç öyle değil.
Şimdi artık yatmalıyım. Biraz gerginim ama yine de uyumaya çalışacağım. Hoşçakalın.
22:36 - 17/4/2006 - yorum yaz |
| Son Sayfa | Sonraki Sayfa |
lunar phases |