| cincin hanım'ın maceraları |
match point, derailed ya da aşk her şeyi affeder mi?
Geçen pazar iki film izledim. Tercüman çalışırken ona yakın olmanın tek yolu bu. Ona yaslanarak ekrana bakıyorum, o da başını kaldırıp eşlik ediyor zaman zaman. Bu nedenle onun yanında öyle çok film izlerim ki. Hep çalışıyor; bazen yanımdayken bile özlüyorum. Aptalca bir soru soruyorum sesini duymak için. Birlikte olamamak, kahredici bir acı değil bu nedenle. Ben mutfakta çok oyalanırım; yine yemekler pişirip, dondurma, çay servisi için mutfaktan çıkmayınca, demişti ki "sen beni özlemiyor musun?" Yanında durursam özlemim geçer sanıyor. Öyle değil. Anlatamıyorum bile. Ne kadar kırsak da birbirimizi, incecik camdan kristal bir şey oluyor ilişki, hiç çizilmemiş. Bugün çalışmamak istiyorum ve çalışsa da Tercüman'ın yanında olmak. İnsan çok karmaşık.
*** İzlediğim iki film de aldatma üzerineydi. İki filmde de aldatanlar eşlerini çok seviyor, sayıyordu da yine de bir yan yola sapmanın kışkırtıcı çekiciliğine kapılıyorlardı. Eski eşim R. tarafından aldatıldığımı öğrendiğim zaman küçük düşmüş hissetmiştim... üstelik benim dışımda herkesin bildiğini öğrendiğimde utançtan yok olmak istemiştim. Filmleri izlerken o zaman ki duygularımın ne kadar yanlış olduğunu farkettim. Aldatılmak insanı kesinlikle küçültmez. Peki ama neden çok utanıyoruz aldatılınca? Onun, aldatan eşimizin (tensel ya da tinsel)çıplaklığı bizim mahremiyetimiz oldu için mi? Bizim mahremiyetimizi başkasıyla paylaştığı için mi? İnsan çok karmaşık.
Match Point, Woody Allen'ın merakla beklenen son filmi. Çoğunuz izlemiştir. Ben çok geç kaldım.Londra görüntülü filmlere bayılırım. Şehir çok güzeldi, casting başarılıydı. Gerçi Jonathan Rhys Meyers'ı pek iyi bulmadım. Woody Allen onu, yontulmuş gibi duran yüzüne bakarak kasıtlı olarak seçmiş ama oyunculuğu idare eder cinstendi. Film o sakin atmosferine rağmen gizli bir gerilimle nefessiz bıraktı. Tercüman kıymetli saniyelerini, Scarlett Johansson sahneye çıktığında ekrana bakarak harcadı. Geçelim:))) Ben Woody Allen'ı çok severim. Tarzının dışında yaptığı bu film de gayet iyi. Ayrıca ben Melinda and Melinda filmini de beğenmiştim. Tutkuyu, saplantıyı ciddiyetle anlatmayı bildiği, şans faktörünün hayatımızı nasıl değiştirebildiğini, toplumsal kabul gören tercihlerimizin aslında, düşünürsek ne kadar ahlaksız olabileceğini bize sakince ve güzelce gösterdiği için çok iyi bir film. Filmi izlerken, adam, düzenli hayatına devam edebilmesinin bütün koşullarını yerine getirebilsin diye o dehşet olay sırasında heyecanlandığımızda ne kadar korkunç bir şeyi dilediğimizi farkedip sarsılabiliriz. Tercüman, "kız da hatalıydı" dese bile yine de... insan çok karmaşık. ***
İsveçli yönetmen Mikael Hafström'ün filmi "derailed", eğlencelik bir gerilim filmi. Clive Owen'ı Closer'da izlemiş ve beğenmiştim. Sesi, aslında bir tiyatrocu olduğunu ele veriyor, nefis. Jenifer Aniston'ı ilk kez izledim. Hep mi berbat bir oyuncu yoksa bu filme mi özgüydü tutukluğu? bilemem. Çok sevdiği karısı, kızı ve içinde boğulduğu reklam ajansındaki prodüktörlük işi içinde sıkışmış adamımız, trenle işine giderken, zeki, çekici, başarılı bir iş kadını ile tanışır. Adam ve kadında asla seksüel bir çekim hissetmeyiz. Ya da ben hissetmedim. Sadece çok sıkıcı, sarmalanmış hayatlarında kimseyi incitmeden bir cep açmak ister halleri varken ve bunu da sanki sembolik bir seks gecesiyle başlatmayı planlamışlarken olaylar hızla tepetaklak olur. Karınızın dizinin dibinden ayrılırsanız öcüler yer sizi diyen, burjuvazinin ikiyüzlü ahlak anlayışının ve kupkuru aile korumacılığının Fatal Attraction filminden önce ve sonra yapılmış bir örneği daha diyebiliriz. Ya da kötüler cezasını buldu, iyiler kazandı, çay isteyen var mı? diye hayata devam edebiliriz.
İnsan çok karmaşık ama hayat da çok basit. Dikkat etmek gerekiyor tercihlerimize. Önceliklerimizi iyi belirlemek filan. Denge ve daha bir sürü şey için. Uzun bir gün oldu ve ben bittim arkadaşlar. Bir kez daha bana hiçbir faydası olmayan bir yetki töreni toplantısı yaptı patron. Yapımla çok ters bir organizasyon ilahesi, müşteri kraliçesi, para pul saymanı falan filan olmam gerekiyor. Oysa ben karanlık bir odada bir şeyler yazayım istiyordum. Bir sürü liste çıkardım, iş takibi için. Metin yazmak işten sayılmıyor burada. Canım sıkkın. Eve gidip kocaman eşofmanlar, çoraplar giyip pasta yapmak istiyorum. Hoşçakalın.
13:17 - 25/4/2006 - yorum yaz
|
| Son Sayfa | Sonraki Sayfa |
lunar phases |